Sahabename

 




-Nasılsın yoldaş, devrim nasıl gidiyor?

-…!

 

 Hz. Muhammed(sav) Nuayman ibn Amr, Ebu Zer ve Ebu Basir gibi aykırı sahabelere değer vermekle toplumsal çeşitliliği sağlıyordu. Bu kadar korkak olmamak gerek.

 

 Peygamberin toplumsal çeşitliliği diye bir teori buldum. Bunun ne psikolojiyle ne felsefeyle ne de sosyolojiyle açıklanabileceğini düşünüyorum. Ya hikmetle ya da umranla açıklayabilirsin.

 

 Bir kere ahlak adı altında Peygamber(sav)’in, bedevilerin yaptığı saygısızlıklardan dolayı üzüldüğünü ve kırıldığını söylemek nerden bakarsan bak tutarsız ve koca bir saçmalık. Çünkü Peygamber(sav) gibi gerçekçi bir yönetici, bedevilerin ne tür bir topluluk olduğunu gayet iyi biliyordu. Sırf toplumun ahlakı kötüye gidiyor diye böyle saçmalıklar da yazamazsın. Bu çok gayri ahlaki bir davranış.

 

 Ahlaksızlık yaygınlaştıysa aykırı ahlak diye bir şey üretirsin olur biter. Gerçi bunun için de ahlakı en ince ayrıntısına kadar bilmek gerek. Buna çoğu beş para etmez Batı ahlak teorileri de dahil.

 

 Nefi mesela aykırı ahlaka dair güzel bir örnek. Gerçi Nuayman gibi aykırı bir sahabenin esprileri ve mizahı karşısında pek tutunamaz.

 

 Bismillah dedik

Çıktık yola

 

Aruzu salladık

Olmasın başımıza bela

 

Gene bir gün yürüdük

Üsküdar’da yorulduk

 

Dedim oturayım bir bankta

Oturmaz olaydım keşke

 

Baktım karşıdan geliyor

Hoşlanmadığım bir tipsiz

 

Gözünün içine baktım

Geldim görmezden kendisini

 

Baktı o da bana

Görmedi bile beni

 

Devam etti sonra

Yoluna baktı kerata

 

 Şu sıralar kış soğukları da bastırdı iyice valla. Kış diyoruz ama son yıllarda kar pek yağmıyor maalesef ki. Bunun sebeplerini düşünmek lazım iyice. Belki küresel ısınma, belki başka bir şey. Kar denilince insanın aklı çocukluğuna gidiyor ister istemez. Hangimiz kartonlarla kardan aşağı kaymadık ki? Veya yaptığımız kartopu savaşlarını hatırlamak gerek.

 

 

Takılırdım İstiklal’de özgürce

Yerdim dondurmamı usulca

 

Öğrendim usülü aslı

Yerde yatan serseriden

 

Sonra baktım olacak iş değil

Kendimi çıkaracağım tehlikeden

 

 Şu sıralar Çin-Suriye ilişkilerine bakayım dedim. Oldukça şaşırdığımı söyleyebilirim. İlk olarak Suriye, ekonomik açıdan Avrupa’ya giriş kapısı olarak görülüyor. Kim ölmüş, kim haklı? Batılıların umurunda değil. Para kazandırdığın sürece önemlisindir, onlara göre. Çin açısından bakarsak, kendi kültürünü yaymanın ve ekonomik kazançların stratejik merkezi diyebiliriz Suriye’ye. Çünkü Ortadoğu’nun önemli ülkelerinden. Türkiye hem Balkanlar ve Avrupa hem Ortadoğu hem de bir Orta Asya ve Kafkaslar ülkesidir. Çin’in yolu yol değil. Eğer Doğu’yu bir bütün yapmak istiyorsak Çin ile Suriye ve Filistin başta olmak üzere Arap ülkeleri kültürel etkileşimlerini yeniden yapılandırmalı ve buna hız vermelidir. Çin geleneksel kültürüne adamakıllı sahip çıkmalı ve onu içselleştirmelidir.

 

 Düğünlerimiz artık eskisi gibi değil. Saçma sapan geleneklerle düğünlerimizin bereketi kaçıyor. Nerde o eski düğünler? Bilindiği gibi kütüphaneler sessiz ortamlardır. Ve buralarda ders çalışılır, kitap okunur veya proje, tez falan yapılır. Artık çoğu düğün geleneğimiz, kütüphanede düğün yapmak kadar saçma bir hale geldi maalesef. Bilindiği gibi kütüphaneler, öğrencilerin ders çalıştığı ortamlardır. Gerçi kütüphaneleri böyle sınırlamak biraz yanlış, ama devam edelim. Düğünlerde saçma ama hala devam eden gelenekler, adetler var. Bunlardan artık toplumun iyiliği için vazgeçilmesi lazım. Ama hala inatla devam ediliyor. Sanki evlenen damat ve gelin değil de anne ve baba.

 

Yeraltında bir akşam vakti

Metronun duyuluyor sesi

Ezan da yankılanıyor bir güzel

Ama rahatsızım bundan

Keşke yeraltında da okunsa ezan

Ne güzel olurdu ama

Severdim ezanı, hocayı, camiyi

Güzel günler camideydi

 

Sonumuz hayrola

Hiç şiir okumadan

Şair mi olunurmuş a

 

 Akademik kavramlarla oynayışlar: Ahlak etiği, bilgi tabanı sistemleri, tarihsel güvenlik arkeolojisi, tasavvuf bilgeliği, bilgi mühendisliği.

 

 Hallyu, dediğimiz şey nedir? Kore dalgası anlamına geldiğini biliyorum. Biz de kendi sanatımızı pazarlamayı bilmeliyiz.


Yorumlar