Yaşamak

 



 

İstanbul-2025

 Gençken, dertsiz acısız ne çok dolaşıp halk şarkıları derliyordum.

 

 Yedi savaşçı, yedi savaşçı. Şimdi artık bir köylüye bile yardım edemiyorlar. Çünkü artık köylü yok. Kendilerinde ne olduklarını da bilmiyorlar.

 

 Üsküdar’da gezerken yeni inşaat edilen bir kafede bir genç gördüm. Bir sandalyede oturuyordu. Yanında da bir çuval vardı. Dedim, aslan parçası bu ne iştir? Dedi ki, işte bu kapitalizmdir. O an göz göze gelince kendimi gördüm. Daha fazla bakamadım. Hızlı adımlarla yürüdüm. Çünkü onun yaptığını ben, benim yaptığımı o yapamazdı.

 

 Kavun turşusu.

 

 Kafamda hasır şapkayla Üsküdar’ın fatihi olmak için yürüyorum. Etrafımda köylülere baktıkça onlar da bana şehirli olarak bakıyor.

 

Yu, Zarif’e dönerek konuşur.

-Ben, Yu!..

 Zarif, Yu’ya cevap verir.

-Ben sen değilim, Zarif’im. Sen kimsin?

Yu sözü alır.

Ben de Zarif değilim, sen de Yu.

 

 Babam saygıdeğer bir köylü, bense serseri bir şehirliydim. Ama ikimiz de aynı tuvalete yapardık. Gene yollarda düşe kalka yürüyorum. Gözlerim artık siyah bir şeritle çevrili. Hem utandıklarımdan hem de utandıklarından.

 

Kızını bana vermek istiyor peygamber

Ama hayatım Çin, kumar oynuyoruz beraber

 

 Öküzler artık yemiyorlar naneyi. Ve bir Doğulu, Batıdan gelip şehrimizi işgal edeceğini söylüyor. Batılı ise gözleriyle Doğuyu arıyor ama bulamıyor. İşte bunlar hep hikaye.

 

Yorumlar