Birinci Yol ve Saklı Diken: Samuray, Korsan ve Hacker Sanatı

 


 Diyelim ki yolda keyifle yürürken aniden sıcaktan dolayı bir tümseğe takılıp diz üstü düştünüz. Az kala güneş çarpmasından dolayı ölecektiniz. Fakat son anda hareket edip yanınızdaki bir duvara tutunup ayağa kalktınız. Ve oldukça ıssız bir yerdeydiniz. Evet çoğumuzun hayatı genelde böyledir. En zor zamanlarımızda hiç önem vermediğimiz küçük şeyler sayesinde hayata tutunur, ayağa kalkarız. Bir de yüzüstü düşüp ayağa kalkamayanlar olur. Onlar için de bir rahmet okur geçeriz. Ne kadar içerlenirsek içerlenelim hayat akıp gidiyor. Ayağa kalkıp yaşamaya ve mücadeleye devam etmeliyiz. Sonuçta düşerken tutunacak bir şey bulamayanlar ve hiçbir şekilde düşemeyenler de var.


 Tarih, ilk zamanlarından günümüze kadar huzursuzluk, şiddet ve savaşlarla doludur. Bu yüzden uzun uzun askeri tarihle ilgili bilgi vermek yerine önemli bir noktaya değineceğim. Birinci Dünya Savaşı bence yanlış bir adlandırma. İlk dünya savaşının milat öncesi gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Kadeş Muharebesinin ilk dünya savaşı olduğunu iddia edebiliriz.

 

 Bu eseri yazarken asıl amacım, bir savaş okulu felsefesi oluşturmaya çalışmak. Gerçi artık günümüzde böyle bir şeyin yeri yok. Ama milletçek, hiç olmayacak şeyi yapıp sınırları zorlamakta oldukça mahiriz.


 Birinci yol ve saklı diken dediğimiz şeyler nelerdir? Birinci yoldan kastım, savaş ve savunmanın temelidir. Yani çatışma, hareket ve disiplin diyebiliriz buna. Kişisel gelişim ve iş dünyası, savaş klasiklerinden yararlanıyor diye bu tür kitaplar kişisel gelişim ve iş dünyası kitaplarından sayılamaz kesinlikle. Musashi de kendi döneminde savaş sanatının yolundan yararlanmaya çalışan insanlardan şikayet eder. Saklı diken kavramıyla da demeye çalıştığım şey, toplumda( ve diğer milletlerde) artan huzursuzluğun ve şiddetin, artık ne zaman karşımıza çıkacağının bilinemez hale gelmesidir.


 Samuray, korsan ve hacker sanatı başlığına gelelim. Samuray, doğu dünyasının önemli sembollerinden biridir. Korsanlığı ise batı dünyasının sembollerinden sayabiliriz. Hacker kavramı da küresel ve dijital dünyanın sembollerindendir. Oldukça yenidir. Burada içeriğe takılmayıp seçilen kavramların birer sembol olduğu unutulmamalı. Böylece iki dünya bir kavramının altı gene dolmuş oluyor. Yalnız eserde seçilen kavramlardan daha fazlası olacak: Filistin, Doğu Türkistan, Milli Mücadele, inkılap tarihi, samuraylık, yeniçerilik, şövalyelik, korsanlık, haydutluk, okültizm, parapsikoloji, sivil savunma ve sosyal güvenlik.


 Bir asker, sanata nasıl yaklaşmalıdır? Yamamoto, sanatı küçümserken Musashi ise efsane samuray kimliğinin yanında bilinmeyen sanatçı tarafıyla da kaliteli sanat eserleri vermiştir.


 Kanunsuz korsanların bile kanunu varsa hukuk dediğimiz şey nedir? Doğu Roma’nın fethedilmesiyle yaşanılan dehşeti, Endülüs düşerken yaşayabilmiş miydik? İttihat ve Terakki, günümüzde yerden yere vurulup kıyasıya eleştiriliyor. Ama onlar bile berbat bir durumdayken, Birinci Dünya Savaşı diye adlandırılan savaşta, Almanya’yı müttefik olarak yanlarına çekmeyi becerebilmişlerdir.


 Eserde bu gibi meselelerin yanında Filistin gibi güncel sorunlara da değinilecek. Mesela Musashi’nın Köşelere Dokunmak felsefesini İsrail üzerinden örnekleyelim. İsrail’in dört köşesinden ikisi Siyonizm ve Filistin dersek eğer, İsrail’den kurtulmak için Filistin’den vazgeçmek konusunda ne kadar ileri gidebiliriz?


 Bu eser 10 yıl önce yazılamazdı. Çünkü yazarın kendisi başka şeylerle meşguldü. Eserin temelleri ise 15 sene önce atıldı. Yani lisedeki serserilere ve üniversitedeki eski Dirilişçilere borçlu olduğum söylenebilir. Onlara teşekkürü bir borç bilirim. Kazım Karabekir, Miyamoto Musashi, Barbaros Hayrettin Paşa, Filistinli ve Doğu Türkistanlı mücahitler başta olmak üzere tarihteki tüm saygıdeğer maceracı ve savaşçılara bu eseri ithaf ediyorum.

 

 Giriş yazısını yazarken, Sultanın Korsanları, Hackers&Painters, Yaşanmış Esrarengiz Olaylar, Samuray, Buşido, Savaş Sanatı, Diken ve Karanfil, Beş Çember, Hagakure, Yoldaki Mühendis, Katolik Korsanlar ve Rum Tüccarlar, Savunma Politikaları ile Birinci Cihan Harbine Nasıl Girdik kitaplarından yararlandım. İleri seviye okumalar için ise, Asker Argosu Sözlüğü, Askerlik İşi Askeri İşgücünün Karşılaştırmalı Tarihi 1500-2000, Şark Cephesi'nden Kore'ye Bir Türk Generali Tahsin Yazıcı'nın Askerlik Serüveni, Cihaddan Vatan Savunmasına Osmanlı İmparatorluğunda Genel Askerlik Yükümlülüğü, Askerlik Sanatı, Disiplin Askeri İtaat Üretiminin Sosyolojisi ve Tarihi, Mehmedin Kitabı, Bir Cumhuriyet Askerinin Anıları ile Bir Osmanlı Kurmayının Gözünden Rus-Japon Harbi kitaplarını tavsiye edebilirim.


 Okültizm aslında nedir? Günümüzdeki gibi bir okültizm anlayışından bahsetmiyorum. Gerçek okültizmden bahsediyorum. Gerçek okültizmi Platon ve Mevlana’nın eserlerinde aramalı. Günümüzdeki modern okültizm safsatalarının önüne geçebilmek için çok ciddi bir sınav sistemi hazırlanmalı. Kültür Bakanlığı’ndan okültist olabilmek için sertifika alınmalı. Platon, Mevlana, Carl Gustav Jung, Alan Moore bilmeyen sahtekarlar, direk hapse atılmalı. Hem kültür turizmine de katkı sağlanılmış olur.

Yorumlar