Sinopsis:
Anakronik bir 19. Yüzyıl Osmanlısındayız. Peri ve cinlerin
yanı sıra uzaylılar, ejderhalar, cadılar, kurt adamlar gibi canlılar da ortamda
serbestçe cirit atıyor. Ana karakterimiz Jülide adında bir genç kız. 19 yaşında
ve dedesiyle yaşıyor. Şehirden uzakta bir köyde yaşıyorlar. Jülide’nin anne ve
babası, o küçükken, kızlarını imparatorun verdiği bir görev yüzünden terk edip
denize açılıyorlar. Ve ardından çoğu devletin korktuğu meşhur korsanlar olarak
nam salıyorlar. Büyükbaba oldukça haşin ve alaycı biri. Torununu kaybetmekten
korktuğu için 19 yaşına kadar köyün dışına çıkmasına izin vermemiş. Jülide ise
hiç pes etmeden her seferinde kaçma girişiminde bulunmuş. Ama dedesi
imparatorluğun eski askerlerinden biri olduğu için bunu başaramamış.
Battal, şehirde
yaşayan bir gençtir. Bir şekerci dükkanı işletmektedir. Aslında imparatorun
oğludur. Ve babasının evlen baskılarına boyun eğmediğinden bir kaleye
hapsedilmiştir. O da kaleyi, kendisini ziyaret eden peri prensesini kandırıp,
şeker dükkanı yapmış ve bağımsızlığını kazanmıştır. İşinden arta kalan vakitte
çok çalışıp savaş sanatları ustası olmuştur. Böylece babasından intikamını
almıştır. Halen rüyalarındaki kızı aramaktadır.
Bir gün limanda büyük bir kargaşa çıkar. Büyük bir çete
organizasyonu limanı birbirine katıp insanları öldürmeye başlamışlardır.
Askerler hemen duruma müdahale etmeye çalışır. Ama zayıf kalırlar. İmparator
durumdan haberdar edilir. Devrilmezler grubundan iki kişiyi hemen limandaki
baskını halletmesi için görevlendirir. Battal ve yardımcısı çoktan yola
çıkmıştır bile.
Jale ise 4 yıldır
yaptığı ısrarlar sayesinde en sonunda dedesini ikna edebilmiş, ve yapacağı
büyük macera seyahati için şehre gelebilmiştir. Şehirdeki ilk yokuşu gören Jülide,
heyecanla yokuş aşağı koşmaya başlar. Lakin limana doğru koşan Battal’la
çarpışır. Battal ilk önce kızar ama Jülide’nin yüzünü görünce rüyalarındaki
kızla karşılaştığını fark eder. Dedesi de kendisine yetişmiştir. Jülide
panikleyip kaçmaya çalışır. Ama Battal, dedeyi görünce şoka uğrar. Çünkü
Alemdar, eski vezirlerdendir. Ve birkaç askerin hain pususunda kendini patlatıp
öldüğü zannedilmektedir. Battal, Jülide ve Alemdar dedeye durumu anlatıp bir
plan önerir. Eğer, Jülide liman baskınında kendisini kanıtlayabilirse dedesi
ona izin verecektir. Battal da Alemdar paşanın yaşadığını kimseye
söylemeyecektir. Jülide buna çok sevinir. Battal ve yardımcısıyla hemen yola
çıkarlar. Lakin limana varana kadar birkaç eksantrik karakterlerle karşılaşırlar.
İsa Musa, derviş Geyik ve kimliksiz bir savaşçı. Ve oneshotta yer almayacak
birkaç karakter. Bu sırada gizemli bir casus bütün olan biteni takip
etmektedir. Ve imparator ile oğlu son danslarını yapmaktadırlar.
Jülide, Battal ve
prenses en sonunda limana varırlar. Alemdar dede bir köşede torununu
izlemektedir. Kısa sürede liman çetenin geri kalanından tamamen temizlenir.
Devrilmezlerin lideri ve yardımcısı da ortaya çıkar. Battal, ikiliye fena
patlar. Ama mazeretleri vardır. Efsanevi komutan Şirakoh, sarhoş olup
eğlencesine başka bir ülkeye savaş açtığından dolayı bu rezilliği durdurmak
zorundaydılar. Devrilmezler ekibinin geri kalanını bu durumu çözmekle
görevlendirdiğini anlatan lider, üçlüye de imparatorun kendilerini beklemekte
olduklarını söyler. Saraya giden üçlü, kendilerine teklif edilen vazifeyi yarı
gönüllü bir şekilde kabul ederler. Jülide seyahat hayalini, bu macera dolu
şehri keşfetmek uğruna bir süre ertelemeye karar vermiştir.
Bir başka yerde
şehrin yeraltı dünyasının patronu olan Erlik, cin yardımcısı tarafından ihanete
uğramıştır. Limandaki baskının sorumlusu olan Derviş geyik, yarı ölü bir
vaziyette Erlik’in öldürülmesine şahit olmaktadır. İmparator’un baş dervişi
olan Soylu Bilgin ise, en iyi öğrencisinin ardından bir dakikalığına ağıt
döker. Ardından işi başından aşkın olduğu için yeni misafirini karşılamaya
hazırlanır.
Son
Tretman-Senaryo:
Sayfa 1:
Geçmişten bir sahne görürüz. 9 yaşındaki Jülide’nin anne
babası bir gemiyle ayrılıyordur. Büyükbaba kızgın haliyle onlara veda eder.
Jülide ise yıkık bir duvarın altında hüngür hüngür ağlıyordur.
Sayfa 2:
10 yıl sonra ise Jülide bir kez daha kaçma girişiminde
bulunur.
Sayfa 3:
Fakat büyükbabası tarafından yakalanır ve aralarında bir
tartışma çıkar.
Sayfa 4:
En sonunda Jülide, büyükbabasını ikna edip şehirde bir
gezintiye çıkmaya ikna eder.
Sayfa 5:
Yola koyulurlar. Bu sırada şehirdeki bir şeker dükkanını
görürüz.
Sayfa 6:
Şeker dükkanında bir kız yerleri süpürmektedir. Bir erkek de
tezgahın başındadır.
Bu sırada bir müşteri içeri girer.
Sayfa 7:
Tezgahtara 42 kilo baklava istediğini söyler. Bu aslında bir
şifredir. Ama yanlış yerde kullanıldığı için tezgahtar sinirlenip müşteriyi
kovar.
Sayfa 8:
Ardından limana odaklanırız. Liman çok yoğundur. Hamallar
çalışırken yolcular da gezinmektedir.
Sayfa 9:
Bu sırada limana bir gemi yanaşır. Liman müdürü kaygılanmaya
başlamıştır çoktan.
Sayfa 10:
Bu sırada geyik kafalı bir adam, liman müdürünü bıçaklar.
Sayfa 11:
Birkaç el silah sesi duyulur. Herkes panikle sağa sola
kaçışır.
Sayfa 12:
Korsanlar limanı basmış, önlerine çıkanı öldürüp
yağmalamaktadırlar.
Sayfa 13:
Önemli bir görüşmenin ortasında olan imparator, görüşmeyi
yarıda kesip Devrilmezler grubundan iki kişiyi derhal yola çıkarır.
Sayfa 14:
Jülide ve büyükbabası, şehre varmışlardır. Jülide, şehre varmanın
7-8 sayfa sürdüğünü söyler.
Sayfa 15:
Limandaki olayı öğrenen Battal ve yardımcısı dükkanı kapatıp
hızla olay yerine çıkarlar.
Sayfa 16:
Jülide de daha şehrin başında yokuşu görünce kendini
tutamaz. Ve yokuş aşağı koşmaya başlar.
Sayfa 17:
Dede bunu görünce sinirlenip Jülide’nin peşinden koşmaya
başlar.
Sayfa 18:
Birden aniden motorsiklet süren bir afro Cezayirli adam
önüne çıkar.
Sayfa 19:
Afro Cezayirli İsa Musa, son anda motorsikleti durdurur.
Jülide de son anda kendini frenler ve kıç üstü yere düşer.
Sayfa 20:
İsa Musa ve Jüilde birbirlerine bakarlar
‘’Sen kimsin çocuk? Ben İsa Musa.’’
‘’Off kıçım, Tanrım sen beni kutsa!’’
Sayfa 21:
Laflar birbirine karıştığından dolayı ‘’İsa Musa sen beni
kutsa’’ gibi bir laf ortaya çıkar.
İsa Musa kahkayaı patlatır.
‘’Seni sevdim çocuk. Ama evine dönsen iyi olur. Limanda olay
var’’
Bu sırada arkadan koşmakta olan ve kendisine sus işareti
yapan büyükbabayı fark eder.
Sayfa 22:
‘’Şimdi mesele anlaşıldı.’’
Jülide’ye döner.
‘’Limana yardıma gidecektim. Ama anlaşılan bana gerek
kalmadı gibi.’’
Motorsikletini çalıştırıp yoluna devam ederken Jülide’ye son
lafını söyler.
‘’Kendine iyi bak çocuk. Gelecek neslin en iyilerinden
olacağına şüphe yok.’’
Sayfa 23:
Büyükbaba kendisine yetişmişken Jülide şaşırır.
‘’Hm, bu neydi şimdi?’’
Okuyuculara döner.
‘’Neyse, zaten birkaç sayfa sonra öğreneceksiniz.’’
Dede sinirli bir şekilde Jülide’nin kafasına vurup bağırır.
‘’Yokuş aşağı koşulmayacağını bilmiyor musun? Ayrıca yerli
yersiz okurlara bilgi verme.’’
Sayfa 24:
Kimliksiz savaşçı olarak bilinen maskeli bir adam görünür.
Battal ve yardımcısıyla konuşmaktadır.
‘’Lütfen bana şeker verin. Bu savaşçının onurunu koruyun.
‘’Üff, çekilsene be salak!’’
Battal, yardımcısını sakinleştirip kimliksiz savaşçıya
döner.
‘’Bak limanda baskın var. Senin derdini biliyorum ben. Eğer
limanda gidip millete yardım edersen bu senin için çok şeker olur, di mi?’’
Sayfa 25:
Kimliksiz savaşçı, bunu duyunca Battal’ın önünde eğilir.
‘’Çok haklısınız prensim, kabalığımı bağışlayın.’’
Ardından hızla limana doğru koşmaya başlar.
‘’Böyle yapmasına da gerek yoktu.’’
Battal, limana koşmaya devam ederlerken yardımcısını
cevaplar.
‘’Haklısın da işte yapacak bir şey yok, onun durumu bizden
beter. Zavallı adam!’’
Sayfa 26:
Jülide limanda bir olay olduğunu duyduğundan dolayı
büyükbabasıyla limana doğru koşmaktadır.
Bir sokağın köşesini dönerlerken Battal ve yardımcısıyla
çarpışırlar.
Sayfa 27:
Kafasını ovalayan Battal, Jülide’yi görünce direk kalbinden
vurulur.
Çünkü zamanında bir rüyasında Jülide’yi görmüş. Ve aşık
olduğu kızı aramak için prenslikten dahi vaz geçmiştir. Babasının kendisini
hapsettiği kaleyi de şekerci dükkanına çevirmiş. Kendisiyle evlenmek isteyen
peri prensesini de kandırıp yardımcısı yapmıştır.
Sayfa 28:
Battal, Jülide’ye hayran hayran bakar.
‘’Ey rüyalarımda görüp aşık olduğum kız, en sonunda karşıma
çıktın.’’
Jülide şaşırıp irkilir.
‘’Sapık mısın lan sen? Ben seni niye kendi rüyamda görmedim
peki ya?’’
Sayfa 29:
Yardımcının içi burkulur ve geçmişi hatırlar. Tam bu sırada
büyükbabayı fark edince şaşkınlıkla Battal’a büyükbabayı işaret eder.
Sayfa 30:
Battal büyükbabayı fark edince şaşırır ve Jülide’ye sorar.
‘Sen efsanevi vezir Alemdar’ın mı torunusun?’’
Jülide şaşkın bir suratla bir büyükbabaya bir Battal’a
bakar.
‘’Noluyoruz, büyükbaba, sen geçmişte vezir miydin?’’
Büyükbaba derin bir iç çeker.
‘’Evet!’’
Sayfa 31:
Battal, Jülide’ye geçmişi anlatır. Zamanında bir grup asker,
padişahı devirmek için Alemdar paşaya suikast düzenlemişler. Alemdar paşa ise
bombalı intiharla kendine öldü süsü verip kayıplara karışmıştır.
Sayfa 32:
Jülide bunu duyunca büyükbabasına baya kızar.
‘’Dede, sen bunları bana niye hiç anlatmadın?’’
Ardından okuyuculara döner ve sırıtarak göz kırpar.
‘’İşte böyle. Yani polisleri görünce direk kaçmamış.’’
Battal’ın yardımcısı yandan uzanmış, şaşkınlıkla Jülide’nin
seslendiği kişileri aramaya çalışmaktadır.
Sayfa 33:
Büyükbaba Alemdar, Battal’a döner.
‘’Prensim, bu deli kız, uzun yıllardır ben maceraya
atılacağım diye kafamın etini yedi bitirdi. Ben de şehrin havasını alsın diye
onu kısa bir gezintiye çıkarayım dedim’’
Prens’i düşünceli bir hal alır.
‘’Gerçi artık prens de sayılmam ya. Bak paşam, sana bir
teklifim var. Eğer liman baskınında kendini kanıtlarsa, onu benim yanıma ver.
Onunla evl-, yani onu sıkı bir eğitimden geçirip ülkenin en güçlülerinden biri
yapabilirim. Eğer bu teklifi kabul etmezsen, yaşadığını saraya bildirmek
zorunda kalacağım.’’
Büyükbaba öfkelenir. Ama çaresiz kabul eder.
Jülide, Battal’a alaycı bir öfkeyle sırıtır.
‘’Hey hey, daha demin evlenelim diyecektin, di mi lan?’’
Battal’ın yardımcısı sıkıntılı bir iç çeker ve elini
Jülide’nin omzuna koyar.
‘’Eğer prensim, seni kabul edecekse sana iyi bir eğitim
vermeli.’’
Sayfa 34:
Battal, yardımcısını sakinleştirir ve limana doğru varırlar.
Bu sırada bir kapı Jülide’nin dikkatini çeker.
Kapıyı açıp baktığında bir tiyatro sahnesinde birkaç eleman
görür. Kör bir samuray cosplayeri, mafya kılıklı bir memur, kendi soytarısını
azarlayan uzaylı bir kraliçe, yan taraftan ucu gözüken zepline bakan bir kadın ve
bir masada bir şeyler karalayan 4 kişilik bir arkadaş grubu.
Sayfa 35:
Ardından kapıyı kapatır ve Battal ve yardımcısıyla birlikte
limana giriş yaparlar.
‘’Kusura bakmayın ama size ayrılan panelin sonuna geldik.’’
Limandaki korsanlardan biri üçlüyü fark eder. Onlara kahkaha
atarak saldırır.
‘’Hem malınız, hem canınız hahaha!!’’
Jülide ilk hamlesini yapar ve geleceği adına korsanı
öldürür.
Battal ve yardımcısı da harekete geçip diğer korsanları
etkisiz hale getirmeye başlarlar.
Sayfa 36:
Bu sırada imparator, odasında endişeli bir beklemektedir.
Oğlu odaya girer. İmparator, ona ne istediğini sorar.
‘’Evet babalık, son dansımızın zamanı geldi!’’
İmparator iç çekerek ayağa kalkar ve pop zeybek oynamaya
başlarlar.
Sayfa 37:
Bir konteynırın üzerinde oturmuş torununu seyreden Büyükbaba
Alemdar, arkadan gelen sesler üzerine gitme vaktinin geldiğini anlar.
Devrilmezlerin lideri ve yardımcısı geç te olsa olay yerine varmışlardır.
Sayfa 38:
Devrilmezlerin lideri bir an irkilip yanlarından geçip giden
ihtiyar hakkında yardımcısına sorar.
‘’O az önce yanımızdan geçen ihtiyarı sanki bir yerden
tanıyor gibiyim. Sen fark ettin mi?
Yardımcı, şaşkın şaşkın arkasına bakar:
‘’Ne yanımızdan ihtiyar mı geçti, ben niye görmedim?’’
‘’Off, neyse! Zaten geç kaldık başka bir baş belası ihtiyar
yüzünden.’’
Sayfa 39:
Jülide, Battal ve yardımcısı limanı korsanlardan
temizlemişlerdir. Askerler limandaki yaralılara yardım edip ortalığı
temizlemeye çalışıyorlardır. Battal, korsanların başını yakalayıp sorguya
çekiyordur.
Sayfa 40:
Devrilmezlerin lideri üçlüye yaklaşır. Ve Battal’ı görünce
korkuya kapılır. Battal da onu fark eder. Ve sinirini ondan çıkarmaya başlar. Devrilmezler
lideri, Battal’ı zar zor sakinleştirir.
Sayfa 41:
Efsanevi komutan Şirako’nun sarhoş olup başka bir ülkeye
eğlencesine savaş açtığından dolayı Devrilmezler grubunun o meseleyle
ilgilenmek zorunda kaldığını söyler.
Sayfa 42:
Battal’ın sinirleri yatışır.
Vay be, eski hocama bak sen! Hiç değişmemiş.
Sayfa 43:
Devrilmezler lideri limandaki askerleri yönlendirirken
birden Battal’a seslenir.
‘’Efendim, babanız imparator sizi sarayda bekliyor.’’
Sayfa 44:
Saraydayız. Jülide, Battal ve yardımcısı imparatorun
önündedirler. İmparator’un onlar için bir görevi vardır.
‘’Evet, Battal, dönüp dolaşıp yine evine geri döndün. Neyse,
sizin için yeni bir görevim var. Bundan böyle şehrin bekçiliğini
yapacaksınız.’’
Sayfa 45:
Battal’ın yardımcısı dükkanı açıp dükkan girişini
temizlerken kızgın bir şekilde Jülide’ye bakmaktadır. Jülide ise geçmişini
düşünürken yüzünde melankolik bir tebessüm belirir. Bunu fark eden Battal oturduğu yerden sevdiği
kız için endişelenir.
‘’Ne oldu, seni rahatsız eden bir şey mi var?’’
Sayfa 46:
‘’Yok bir şey, sadece ailemi düşünüyordum. Zamanında
imparatorun emriyle bir görev için beni terk etmek zorunda kalmışlardı. Şimdi
de aynı durumun benim başıma gelmesi çok trajikomik diye düşünüyordum.’’
Battal şaşırır.
‘’Senin ailen kimdi?’’
‘’Hani şu meşhur korsanlar var ya!..’’
Battal’ın şaşkınlığı artarken eski peri prensesi elinde bir
tatlı tabağıyla araya girer.
‘’Bu gibi durumlarda yapılabilecek en iyi şey, eski
hatıraları yad edip sohbet etmektir.’’
Sayfa 47:
Derviş Geyik, yarı baygın ve yaralı bir halde önündeki
manzarayı seyretmektedir. Yeraltı dünyasının patronu olan Erlik, cin yardımcısı
tarafından ihanete uğramıştır.
Sayfa 48:
Erlik ağır yaralı bir halde son nefeslerini verirken
yardımcısına sorar.
‘’Ben sana liman baskını operasyonu için izin vermemiştim.
Niye böyle bir şey yaptın?’’
Cin yardımcı, keyifle kahkahasını patlatır.
‘’Ulan ihtiyar, ben senin yanına çırak olarak girerken bile
daha büyük bir planın parçası olarak girdim. Ömrün boyunca fark edemediğin tek
şey buydu.’’
Sayfa 49:
Bir başka yerde büyük bir konağın içindeyiz. İmparatorun baş
dervişi olan Soylu Bilgin, en iyi öğrencisi Derviş Geyik için ağıt dökmektedir.
‘’Ulan eşek herif! Ben sana kaç kere hırslarına kapılma diye
öğüt verdim. Hiç biri işe yaramamış demek ki.’’
Hiddetinden masasındaki bütün kağıtları yere fırlatır. Genç
dervişlerden biri hızlıca yerdeki kağıtları toplamaya çalışır.
Sayfa 50:
Soylu Bilgin, acemi dervişe bakar.
‘’Biri ona bu işlerin böyle olmadığını öğretsin.’’
Ardından kalkıp gözyaşlarını siler ve kapıya doğru yönelir.
‘’Ulu gezgin bize misafir olacak bugün. Gereken hazırlıklar
yapıldı mı?’’
‘’Zaten biz olmasak bu adam ve benzerleri hiçbir halt
yapamazdı.’’
Sayfa 51:
Jülide ve Büyükbaba Alemdar’ın şehre girişlerinden itibaren
bazı panellerde gözüken gizemli casus Boudu, aylak bir şekilde balık tutarken
gözükür.
‘’Bir gün daha büyük balıklar ve küçük balıklar sessizce
nehirden geçip gittiler.’’
SON
Yorumlar
Yorum Gönder